KAÇGEL
www.kavrun.tr.gg

AYDER YAYLASI TANITIM


NASIL GİDİLİR

Ayder Yaylası'na ulaşmak için Rize'den çıkıp Artvin istikametine doğru devam ediyorsunuz, Ardeşen ilçesinden Sahil yolundan ayrılarak Çamlıhenşin ilçesi yönüne dönerek, Fırtına Vadisi boyunca güneye doğru yönelip tırmanmaya başlıyorsunuz. Milli park statüsündeki Fırtına Vadisi Dünya'nın öncelikli korunması gereken 200 ekolojik bölgesinden birisi. Fırtına deresi bir zamanlar baraj yapımı ile gündeme gelmişti. Fakat doğal yapının bozulmasına neden olacağı için uzun bir yargı sürecinden sonra proje iptal edildi. Dereyi solumuza alıp ağır ağır yolda ilerlerken, yeşilin bin bir tonunu görünce bunun nedenini anlamakta zorlanmayacaksınız.

Fırtına Vadisinin gerçekten muhteşem bir doğası var. İnsanı kendinden geçirecek bir güzelliğe sahip. Dar ve derin bir vadi içinde akan bir dere, her yandan ona ulaşan küçük su kaynakları, bin bir çeşit ağaç ve rengarenk çiçeklerden oluşan manzara. Zaman zaman bu dere üzerine kurulmuş kemer köprülere ve yamaçlardan dökülen küçük şelalelere rastlanıyor. Tepelerinde ve yamaçlarında Karadeniz'e özgü değişik mimari tarzda evleri ve ilkel görünümlü teleferikleri unutmamak lazım.


Karadeniz kıyısıyla Ayder Yaylası arasındaki tek yerleşim yeri Çamlıhemşin. Çamlıhemşin yolu gayet bakımlı. İlçe ortasından akan derenin iki kenarındaki dik yamaçlara kurulmuş. Ahşap ve eski evler ile kadınların yöresel kıyafetleri hemen dikkatimizi çekiyor. Çamlıhemşin Rize arası toplam 69 km. Çamlıhemşin ile Ayder Yaylası arası 19.km. Çamlıhemşin'den yola devam edince 20 dakika kadar sonra Ayder Yaylasına ulaştık. 1.358 m. yükseklikteki Ayder Yaylası, Karadeniz yaylalarının en meşhurlarından biridir. Bu yayla Milli Park Sahası içinde olmakla birlikte Turizm Merkezi ve Belediye Mücavir alam kapsamındadır



Yeni gelişmekte olan bir yerleşim birimidir. Bu yaylada yaklaşık küçük büyük 25 adet otel ve pansiyon bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu aile işletmeciliği şeklinde çalışmaktadır. Alt yapı hizmeti tamamlanmış olan yayla daha çok bir kasabayı hatırlatmaktadır. Ayder'in en bilinen ve en meşhur görüntüsü yamaçtaki çimenlikler arasında yer alan ahşap ve eski evler. Ayder'de bulunmak bile kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. İlk yapacağanız iş çeşmeden akan buz gibi sudan içmek olmalı. Yaylanın her tarafından mutlaka bir pınar yada çeşmeye rastlamak mümkün.


Doğayla bütünleşmiş yayla evlerine, oteller, pansiyonlar ve kamp yapmak için burada olanların çadırları ve karavan kamp olanakları da var. Ayder' de beton bina yapmak yasak, yapılacak binalar mutlaka ahşap olma zorunluluğu var. Yayla bölgenin diğer kesimlerine göre kalabalık. Ağırlıklı olarak turistler var, dünyanın her yerinden insana rastlayabiliyorsunuz.
Ayder'i şifa yaylası olarak tanımlanmasını sağlayan özellikleri; Havası ve suyu Kaplıcası Balı'dır.

Ayder Yaylası'nın havasının astım hastalığına iyi geldiği söyleniyor. Ayder Yaylasında ülkemizin sayılı kaplıcalarından olan Ayder Kaplıcası bulunmaktadır. 260 metre derinlikten çıkan, 50 derecelik kaplıca sularının başta romatizma, kireçlenme olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiğini biliniyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, kaplıca sularının romatizmal eklem hastalıkları, sinir, sindirim, dolaşım sistemi hastalıklarıyla idrar yolları ve üreme organı hastalıklarına iyi geldiğini belirtiliyor.

Kaplıca suları ayrıca, egzama ve sedef, ergenlik sivilceleri gibi cilt hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. Kaplıca sularından fayda görmek için havuza girmek, özel banyo almak ya da içmek mümkün. Tabii ki, kaplıcaya girmeyi sakıncalı kılacak durumlar da var. Örneğin kanamalı rahatsızlıklar, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıkları başta geliyor. Bu nedenle kaplıcaya girmeden önce mutlaka uzman bir doktora danışmak şart

Ayder Yaylası'nda, orman gülünden (Rhodedendron) elde bal; turistik eşya satan küçüklü büyüklü dükkan ve tezgahlar dikkat çekiyor. Bal satıcıları bunu şifalı bal olarak sunuyorlar. Ayder balının en önemli özelliği tamamen doğal olması. Ayder balını elde etmek için yöre halkı, tahta kovanları iplerle yüksek çam ağaçlarının tepesine çekiyor ve orada bırakıyorlar. Kafkas orman güllerinden polen alan arılar da işte, burada tamamen doğal ortamlarında meşhur Ayder balını yapıyorlar. Balı, ilk bakışta diğer ballardan ayıran özelliği rengi. Klasik bal renginden daha açık üstelik de berrak değil mum gibi bulanık bir rengi var. Bu balın balmumu, ağızda hemen eriyecek kadar yumuşak
Kaçkar'a Kuzey rotasından tırmanış Ayder'den yapılmaktadır...

Tırmanış için hazırlıklar son olarak Ayder'de yapılır . Otomobil ile istenirse Aşağı Kavran ve Yukarı Kavran'a kadar gidilir. Aşağı Kavranl'a Yukarı Kavran arası yürüme ile gidilirse 1,5 saat zaman alır. Yukarı Kavran'dan 2 saatlik bir yürüyüşle 2900 mt. yükseklikteki Boğaçayırı (Öküzçayırı) denilen yere ulaşılır ve kamp kurulur. Kamp yerinden Kavran dağları doruklarına çeşitli tırmanışlar yapılabilir. En yüksek doruk olan Kaçkar (Kavran), (3932 mt.) kamp yerinin güneyinde yükselir. Kuzeyden 7-9 saatlik tırmanışla doruğa varılır.

Kaçkarlar'a Tırmanışları İçin En Uygun Zaman : Ağustos ve Eylül ayları

Ayder'de bir gün geçirmek için ne yapardınız..

.
İsterseniz kendi yaşamış olduğumuz bir günü size aktaralım...Ayder'e gidenler yayla havasını teneffüs etmekle kalmıyorlar. Kaçkar eteklerinde eşsiz güzellikleriyle bütün yüreğini açmış bir şekilde sizi karşılıyor doğa.
 
İlk önce galeri düz diye adlandırılan Ayder merkezden biraz yukarıda gidip görmeniz gereken bir yer. Çam ağarlarının gökyüzünden süzülen sis ile birlikte dans edişini görürsünüz. Muhteşem kır çiçekleri özellikle papatyalar bir başka güzellik katar doğaya ve çıkmış olduğunuz geziye. Çocukların atlarla ve taylarla oynayışını seyredersiniz. Sis biraz daha çökmeye başlar ve hafiften üşümeye başlarsınız. Sahil kesiminden kaçıp kurtulmak ve nemli havanın bunaltıcı havasından arınırsınız bu güzel yaylada. Yaylanın havası sis çökünce ve birde üzerine yağmurun yağması çam ağaçlarının kokusu ve çıra kokusunu almanıza neden olur. Doğanın size sunmuş olduğu o güzellikleri kendinizle bütünleştirip fotoğraflar çeker ve de çektirirsiniz. Anılarınıza yenileri eklenmiş olur.... ve yavaş yavaş aşağıya doğru iniyoruz. O güzel derenin gürül gürül akışını kulaklarınızda yankılanmasını hissedersiniz. Suyun size tatlı bir huzur verdiğini görür ve bunu yaşamak için derenin kenarına gelip ayaklarınızı suya sokarsınız... Rahatlamanın ne olduğunu bu soğuk ve tertemiz derede anlarsınız


Ohh ve dünya varmış dersiniz yav çürüdük hakikaten deyip
çevrenizdekilere bakıp gülüşürsünüz... Omuzlarınızda biriken günlerin, ayların ve de yıllaırn yorgunluğunu yavaşca atmaya başlarsınız Durun daha bitmedi. Yorgunluğu berabet atacağız aceleniz ne ki. Gurbet ellerde memleket hasreti ile yanıp tutuşan ve toprak kokusunu özleyen nice insanlarımız var

Evet...ve iniyoruz Ayder merkeze doğru. Ayder ile bütünleşen bir şelale. Merkez'in az yukarısında muhteşem güzelliiği ile süzülüşünü görürsünüz ve karşıya taş geçirmek için çabalayan insanları görürsünüz. Fotoğraf çektirmek için adeta birbirleriyle yarış eden o güzel insanları görürsünüz. Şehirde birbirinin yüzünü dahi görmeyen insanlar burda kaynaşırlar. Şelanin tam karşısında papatyaların doğayla nakşedişini görürsünüz. Ayder merkeze iniyoruz ve burda kaplıca girmeden olmaz tabiki.. Kaplıcada havuz ve özel odalar mevcut... Genelde ucuzluk bakımından havuz seçiliyor. Havuza girmeden önce güzelce bir duş alıyorsunuz. Sonra havuza giriyorsunuz. Havuz kuralları olsada bazı insanlar o sıcak suda yüzmenin keyfini yaşarlar. Havuzda kendinizden geçmeye başlarsınız ve rahatlarsınız. İsteyen kişilere havuzdan çıktıktan sonra keselenme ve masaj yaptırabiliyor. Yılların üstünüzde biriktirmiş olduğu bütün yorgunluğu orda bırakıyorsunuz. Çıktıktan sonra üstünüzde bir ağırlık çöktüğünü hissdedersiniz ve uykunuz gelmeye başlar. Hem temiz havanın etkisi hemde rahatlamanın vermiş olduğu huzur içerisinde Ayder'den ayrılırsınız


HEMŞİN ÜSTÜNE Pazar'dan ayrılıp yola koyanda Gürül gürül dere sesi duyanda Hakikatte değil sanki rüyamda Kulağıma gelir sesi HEMŞİN'in Sıra sıra duran köylerimizden Yaylalara giden yollarımızdan Türkü sesi düşmez dillerimizden Olmaz hiçbir zaman yası HEMŞİN'in Orda durur Kaçkar dağların başı Mertlere helaldır ekmeği aşı Altın değil ama toprağı taşı Bağlarında açar gülü HEMŞİN'in Fırtına deresi çayı yeşildir Ormanı bahçesi bağı yeşildir Çiçekler üstünde dağı yeşildir Ayder'i Pokut'u Sal'ı HEMŞİN'in Osman'ım Hemşin'i böyle bilirim Yaz demem kış demem orda kalırım Bakınca köyüme ömür alırım Pınarından akar balı HEMŞİN'in Çinçiva'dan Osman LAZALOĞLU

HEMŞİN'DE NE OLSAM Ormanın koynunda eğri çiçeği Ağustos ayında cırcır böceği Anamın elinde kabak nacağı Dikenler içinde sarı gül OLSAM Koyun kuzusunu çağırıyor ya Çoban köpeğine bağırıyor ya Karanlık geceler ağırıyor ya Çamın tepesinde karakuş OLSAM Temmuz sıcağında yayla güneşi Karakış ayında çoban ateşi Mayıs aylarında derenin sesi Dere boylarında çakıl taş OLSAM Mayısda kabaran Hemşin deresi Lavanta kokulu çamın çırası Derinlerden gelen tulumun sesi O tulumu çalan MÜCAHİT OLSAM Dokuz ay kışımız üç ay yazımız Düğünde oynarız tulum sazımız Bazıları ağlar,güler bazımız Ağlayan ağlasın gülen ben OLSAM Palovit deresinde arı kovanı Hoderçur dağında keçi çobanı Kaçkar dağlarının kara dumanı Dağların üstüne yağan kar OLSAM Kara kış ayında soba başında Kar ile oynasam onbeş yaşında Muğlema pişerken ocak başında O'nu yemek için misafir OLSAM Haziran ayında yaylaya göçen Yağmurdan ıslanıp doludan kaçan İlkbahar gelmeden zamansız açan Bahçede eriğin çiçeği OLSAM Kimler yapmış Çinçiva'nın köprüsü Çık çık bitmez Kernakli'nin yokuşu Köprünün altından suyun akışı Denizlere doğru akan ben OLSAM Bizim köyde iki tane cami var İki tane kadrolu imamı var Ne bayramı, ne cuma namazı var Böyle camilerin imamı OLSAM Üskürt dağlarında yağmur dumanı Çinçiva köyünde cami imamı Namazda gözü yok derler ya hani Ezanı duymayan cemaat OLSAM Merze yollarının taşı çamuru Taş pilakilerde ekmek hamuru Bakır sahanlarda sarı cemuru Cemur'un içinde sarı yağ OLSAM Bir zaman çocukken okul yolunda Bir zaman ormanda kopri elimde Bir zaman da yaylada azık belimde Dağlarda keçinin çobanı OLSAM Merzeden yürüdüm tulumdur eşim Palovit düzinde dumanlı başım Kimsesiz garibim yoktur yoldaşım Böyle gariplerin yoldaşı OLSAM Merzeden yaylaya Hazindag yolu Önümde koyunlar , keçiler dolu Hoderçur dağında yağınca dolu Dolunun altında kalan ben OLSAM Maçkun kahvesinde içtiğim çaylar Geçmişlerde kalan seneler aylar Yağmurdan ıslanan bayanlar baylar Onların üstünde şemsiye OLSAM Katırım önümde nalı yok idi Amlakit'e vardım halım yok idi Bir çay içecekdim yolum yok idi Yoldaşı olmayan garip ben OLSAM Paşa puğarından içmemiş olmaz Orda bir şişe de açmamış olmaz Geçit'te köprüden geçmemiş olmaz Köprünün altından akan ben OLSAM Hey gidi Hoderçur göllerin hani Sana gitmek için yolların hani Karların altında güllerin hani Gülünün üstünde dikeni OLSAM Gağdovit kayası erimez karın Peşovit deresi akar ırmağın Bugün gelemezsem muhakkak yarın Gedmeç'in duzinde gezen ben OLSAM Hemşin'i anlattım velhasıl böyle Kimisi öyle der kimisi böyle Dünyaları dolaş herkese söyle Bin yıl sonra Hemşin'de doğan ben OLSAM OSMAN neden senin gözlerinde yaş Artık kederlenme gül be arkadaş Çıkalım dağlara olalım yoldaş Dağlarda seninle gezen ben OLSAM ÇİNÇİVA'DAN OSMAN LAZALOĞLU 
   


kavrun yaylası-www.kavrun.tr.gg CAKUTLU