KAÇGEL
www.kavrun.tr.gg

YÖREMDEN FIKRA GİBİ


SAYFA YÖREMİZ İNSANLARININ FIKRA GİBİ YAŞADIĞI OLAYLARDAN DERLENMİŞTİR



2007 hazindağ hayati hancı (cennetmekan)taklidi
Yükleyen
CAKUTLU. - En harika videolar burada


YÖREMİZDEN FIKRA GİBİ -OLMİŞİDUR HEMDE DAHA TAZEDUR
Kavrunda elinde kelebekli oltası olan biri şahin kafeteryanun önünde dereye olta atıyor bir yandanda yalçın şahine soru soruyor
.bu derede baluk tutmak yasakmi yalçın cevap veriyor tutabilene yasak tutamayana serbest hemşerum bu derede hangi baluklar var yalçında başladı saymaya çinekop kefal sarıkuş ha birde meşur turna baluği var bugüne kadar bu baluğu tutani görmeduksen bir dere başına doğru git belki olda tutarsın derken biz yan masada gülmekten yerlere yatıyorduk

 
Mikron kavak ilokulunda 4sınıfa gidiyorum.Kardeşim Hüseyin 1.sınıfa yeni başlamışdır.Tek öğretmen olduğundan 5sınıf bir arada okutulmaktadır.Ozaman sesli sessiz ders vardır.Sesli ders o sınıfla ders yapılır sessız der de sessiz kıtap okunurdu seslı ders yapan sınıf izlenirdi.Hüseyin okula başladığı ılk hafta öğretmen tahtaya ılk yazı yazılımları için çizgiler çizer ve hüseyin kalk tahtayi sil der.Hüseyin tahtaya kalkar şaşkın bir şekilde etrafa bakarak ÖĞRETMENUM SÜPÜRGE NERDE....:)
Şahsene şahin

KAHVE MUHABBETİ
Amlakit yaylasındayız vartovor var.Kahvede hararetli bir hesap kitap işi var bir kaç kişi eline kalem almış birşeyler yazıyor.
ögreniyoruz ne yapıyorsunuz  nedir bu hesap kitap diyoruz.
Vartovorda kalabalık olduğunda bir sığır kesip satmak istiyorlarmış kimin ne kadar et alacagını hesaplıyorlarmış.hesap etmişler kitap etmişler amlakit fazla kalabalık olmadığından ancak 75 kilo et satabiliyormuşlar. 150 kilo gelen sığırı et elde kalacağından kesmemeye kararar vermişler.
sığırın sahibi ve bir kaç kişi kahveden ayrılırken bu sırada yan masada okey oynuyan tumas Yunus kahveden çıkanların arkasından bağırmış ;Sığırın yarısını kessek olmazmı!


SİS LAMBASI

Teyzem oglu davutla köye giderken bir yagmur bir sis göz gözü görmüyormuş davut ana demiş arabanın lambalarını yaktım fayda etmedi bari sis lambalarını yakayım demiş teyzemde ogul davutum sisleri yakma çok elektirik parası gelir demiş
ERCAN ALTAY

GÜMÜŞ GÜNÜ 

Koropi Südüs ve Emine Altay  kankalar her ay orduda yapılan gümüş günlerine beraber gidiyorlarmış.Gene böyle bir gün karşıyaka mahallesinde oturan bir hemşerimizin evine gümüş günününe gideceklermiş biraz uzak olduğundan bir taksi çağırmışlar.Taksi gelmiş taksiye binmişler taksi biraz yol alınca sormuş teyzeler nereye gidiyoruz.Emine ve sündüs hala gidecekleri yer bir türlü akıllarına gelmemiş sadece karşı diye bir şey akıllarında kalmış  taksici bir daha sorunca Emine hala;Kaşıki vanağa gideceğiz bizi oraya götür demiş    

AMAN DOKTOR

Babam Sedat kamber geçen gün iki tane ilaç yazmak için  sağlık ocağına gidecekti. Bende benim için balgam sökücü ve öksürük şurubu yazdır dedim.
babam bir saat sonra sağlılk ocağından geldi. kıpkırmızı olmuş buram buram ter akıyordu ben sordum baba ne oldu nebu vaziyet hiç sorma dedim her şeyi anlatim dedi:
sağlık ocağına gittim benim ilaçları yazdırdım. sıra senin ilacına geldi doktor dediki muhayane etmetmeden ilaç yazmam soyun bir bakayım dedi bende ilaçlar benim diyemedim mecburen soyundum.sağıma soluma baktı.Dilime
ciğerlermi kontrol etti.sende zatüre başlangıcı var iyiki erken gelmisin diyerek bir düzine ilaç yazdı. şimdi ben ne yapayım oğlum bu doktora inanimi.
bir hafta önce özel hastanede tüm filimleri çekilen tahlilerinin hepsini yaptıran babamda hiç bir şey çıkmamıştı .sağlık ocağındaki doktor bir bakışta zatüre başlangıcı dedi buna inanma dedim oda rahatladı.


KUMBUZ


Ayliyar İbrahim altay iş çevresine ve insanlara karşı çok nazik olan konuşmalarında kimseyi kırmıyan bir kişiliktir.
Bir akşam kardeşi Özcan altay ve birkaç arkadaşıyla yemeğe çıkar
yemek sonunda lavaboya ellerini  yıkamaya giden İbrahim altay
ellerini yıkayıp geriye döndüğünde birine çarpar çok özür dilerim kusura bakmayın der fakat bu kişinin Özcan olduğunu son anda görür derki''a böyle bir kumbuz yiyeceksen sağunga solunga  baksana okuz der''

AYU

Ayderin çıkışında kalegon köprüsünün yanına milli parklar ekibi bir gişe koyarak kaçkaralara ve yaylaya gidenlerden para almak istiyordu. Külübeyi koyduktan bir gün sonra külübe yerinden sökülerek derenin ortasına atılmıştı.Milli parklar jandarmaya haber vererek olayı araştırmasını istemişti. jandarma çalışmaya başlamış görgü tanıklarını dinlemeye başlamıştı.Halalı açıkgöz bir vatandaşımıza bu olay nasıl oldu sen nedersin bu işe diye sormuş.
halalı hemşerimiz :ben bu işi kimin yaptığını galiba biliyorum  bu nu ancak ayular yapar gece külübeye girip bal aramıştır bulamayıncada  külübeyi kızarak dereye attı demiş.
(işin aslı külübeyi dereye bu buraya yapılılırmı diyen birkaç kişi dereye atmıştı)


PENALTI

Amcam Kadir Altay askeriyede maç yaparken hancı Ali topu Kadire att.Kadir topu aldı başını eğdi son sürat kaleye dogru giderken topun üstüne bastı ve yere düştü kalçası yara bere içinde hemen hastaneye götürdük. Hasta bakıcı hemşireler hemen pansuman yapıyorlardıki doktor ya böyle nasıl düştün diye sorar Kadir ise şöyle cevap verir doktor bey penaltı atarken çelme taktılar der 
kaynak :  Ercan altay

GELECEK PROGRAM

Rahmetli Talat Altay yani babam Orduda Buket pastanesinde çalışıyormuş pazar günü Samsunda Trabzon Samsun maçı var fakat ogünde iş çok herneyse listede bazı siparişleri es geçmişler maça yetişmişler arkadaşı tuvaleti gelmiş babamda oturmuş maç seyrediyorduki arkadaşı gelmiş Talat maç başladımı diye sormuş babam şöyle bi bakmış yok gelecek programı gösteriyor demiş
                kaynak :  Ercan altay
 
KAPAN
 
Rahmetli Şevki demirci(dedem)in hayatta en çok sevdiği iki şey vardı.Birincisi yaylada ada keserek balık tutmak ikincisi ise köyde kapan kurarak domuz ve ayı yakalamaktı. Yine  köyde olduğu bir gün ham denilen yerde kapan kurmuştu.
ham denilen yer laz köyü kömileye komşu bir yerdeymiş bu köyden aşağı viceye gidip gelenler hemen kapanın yanından gelip geçiyorlarmış. Dedem bir kazaya sebep olmasın diye hanımı laz geline ''bak hanım benim kurmuş olduğum kapanı senin köyündeki akrabalarına bir göstesen sonra kazayla biri kapana  düşerse hiç iyi olmaz demiş. Birkaç gün sonra misafirliğe beş onkişilik bir gurup dedemi ve laz ebemi ziyarete gelirler geri dönerken dedem misafirleri yolcu ette kapanın yerinide göster der.laz gelin misafirleri ile birlikte ayı kapanının olduğu hama doğru gider hemen yolun üstünde bulunan kapanın yanına geldiğinde durur. ayağını uzatarak işte kapan burda diyerek kapanın üzerine basar trak diye kapan kapanır laz gelinin ayağı kan revan içinde kalır

AMA BEN

   Rahmetli çamur Hüseyin amca evinin yanında arıları için kendir ektiğinden ve bununda yasak olduğunu bilmediğinden jandarma karakoluna davet edilmişti. 
   İfadesi alındıktan sonra karakol komutanı  HÜSEYİN amca seni bu akşam misafir edeceğiz  mecburen bu akşam burada yatacaksın der? 
   Hüseyin amcada hiç bozuntuya vermeden -iyi hoş burada yatarım da ben bu zamana kadar karısız yatmadım karımı buraya getirirseniz seve seve yatarım demiş?

DOĞUM GÜNÜ

   
  Ordu'da aşağı vice ve ovakli gençleri bir ilki gerçekleştirmek için bir kaç Ordula arkadaşla birlikte Yusuf kamberin evine giderler burada Uğur kamber!e duğum günü partisi verecekler
     Güzel bir pasta alınır  yanında içkiler kuruyemişlerle masa donatılır.
     Doğum gününe gelenler birer ikişer yusuf dedenin evini doldururlar. Ekip tamam olur artık doğum günü partisi başlamıştır
     Günde batmış artık akşam olmuştur. gençlerden biri lambayı yakmak istemiş lamba yanmayınca elektirik kesik diyerek yakında gelir düşüncesiyle fazla üzerinde durmamış.
     Bir saat geçmiş elektirikten hala haber yokmuş dışarıya bakıp dışardaki evlerin ışığının yandığını görünce sorunun yanlızca bu evden kaynaklandığını öğrenmişler. Sigorta atmıştır diyerek panonun başına giden gençleri burada büyük bir süpriz bekliyormuş.
     sigorta panosunun üstündeki tüm sigortalar 
şökülmüş  o vaziyete duruyormuş
Meğer Yusuf dede çocukların parti vereceğini duyunca kızmış çocuklardan hırsını bütün sigortaları cebine koyup  işe giderek almıştı
                         ersin altay

 ZURT OSMAN

     Osman amca yine kotençurda yine yanlız. ama bir kaç gün sonra
İstanbul'dan misafirleri gelecekmiş. 
      Yukarı yaylaya çıkan bir kaç kişi Osman amcaya ''ya Osman amca İstanbuldan misafirlerin gelecek senin evin ufak bunları nerde yatıracaksın diye sormuşlar bu soruya sinirlenen Osman amca bu gençleri çeke çeke ahıra götürmüş bak kardeşum mesruğun önünde burda ben yatıyorum,yanımda öküzüm Cilinton yatıyor.yanında ineğim Monika yatıyor onun yanınada misafirlerimi yatıracağım der.  
     Yanındakiler olurmu ya Osman amca misafirler burda yatırılırmı derler. Osman amca niye yatmasın olo koskoca amerikan başkanı cilinton ile metresi monika yatıyorda onlar niye yatmasın der

ŞİŞE


  
Rahmetli  Sefine ebemiz bir aylığına kavrunda kaç gelde oğlu atif ile birlikte güzel günler   geçiriyor.
    Bir ay sonra köye geri dönen Sefine ebemizde köyde soruyorlar ''Sefine ebe yediğin içtiğin senin olsun neler gördün bir anlat derler''
    Sefine ebe başlar anlatmaya''sabah şişe akşam şişe başka bişe görmedim der''

MASADA TUZLAMA

  
Koropi Hüseyin dede doktora gitmiş doktor Hüseyin dedeyi 
muayene ettikten sonra sıkı bir perhiz vermiş bu perhizin yanında 
kesinliklede yemeğin içine tuz kullanmayacaksın demiş .
   Hüseyin dede doktorun vermiş olduğu pehize uymuş ama tuzsuz yemek ona inek yalı gibi geliyormuş. 
   Birgün yine gelini masaya haşlama getirmiş Hüseyin dede içinden' bu lokum gibi haşlama yağsız tuzsuz yenmez diyerek bir plan yapmış. 
    Gelini bir iş için dışarı çıkıp  geri döndüğünde Hüseyin dedenin haşlamanın etlerini masanın üzerine döktüğünü masaya sürterek yediğini görüp şaşırmış
''ne yapıyorsun dede demiş?
    Hüseyin dede hiç bozuntuya vermeden doktor bana yemeğin içine tuz koyma dedi  bende yemeğin dışında tuzlayarak yiyorum demiş

ÖKÜZ

   Rahmetli Yusuf kambe'rle yine rahmetli Cemil yıldız Yusuf dedenin lokantasında oturup muhabbet ediyorlarmış. 
   Konular dönüp dolaşmış bir öküzün isminde kalmıştı.
    Beş altı yıl önce  yıl önce kavrun yaylasında pehlivan olan kendi öküzünün adını bir türlü hatırlayamayan Yusuf dedemiz bir iki saat kadar bütün öküz adlarını saymasına karşın öküzün ismi bir türlü aklına gelmiyormuş.  
    Lokantaya gelen hemşinli eş dostada sormuş onlarda hatırlamamışlar.
    Akşam olmuş Cemil ve Yusuf dedeler aynı evde kaldıklarından dükkanı kapatıp ev gitmişler o zamanlar televizyon henüz yok geceyi yine muhhabet ederek geçirmişler.
     saat 11 doğruda yatmışlar. Cemil amca gecenin geç bir saatinde duvarına küt küt vurulmasıyla ayağa kalkıyor. Yan odadan Yusuf dede bağırıyor o Cemil to yattunmi ? to buldum buldum? Cemil amca sormuş to ne buldum dayı.
 to Cemil okuzun adını buldum ''Alaman'' A.... K  ALAMAN

DUA

Yeğenim Dilan'a babaannesi dua öğretiyordu.Önce duayı babannesi okuyor sonra dilan tekrar ediyordu. Sübhaneke duasını okudular. Babaannesi ''Bak kızım Dilan bu duaları okuyan herkes cennete gider sende oku'' der. Dilan hemen cevap verir ''babaanne sen babamla cennete git ben lunaparka gideceğim''. 

SINAV  

       
Yıl 1981 babam Sedat Kamber ehliyet alma sevdasına tutulmuş. Bir yılda dört defa sınava girmesine rağmen bir türlü başarılı olamamıştı. Son bir sınav hakkı olduğu için işyerimize gelen bir komiserden yardım istemişti. Komiser babama acıyarak bir gün önce sana soruları haber veririm demişti
   O zamanlar otuz soru bir dosyada olmakta yirmi tane dosya bulunmaktaydı. Sınava girilen gün bir dosya çıkarılır bu dosyadaki sorular sorulurdu.
   Sınavdan bir gün önce komiser babama yarın 18. dosyadan sorular çıkacak onlara çalış diyerek babama kopya vermişti.
   Babam eve gitmiş 18. dosyadaki soruların cevap şıklarını küçük bir kağıda işaretleyerek kopyasını hazırlamıştı.
   Bir gün sonra babam yazılıya girmiş elindeki kopyadaki şıklarıyazılı kağıdına doldurup on dakikada sınavı bitirmişti. Sınav bitmiş sonuçlar açıklanmış babam yine 38 puan alarak  sınavı geçememişti.
    Hemen polis memuruna itiraz etmiş kağıdının incelenmesini istemişti.Yazılı kağıdı gelmiş incelenmeye başlanmıştı
.
    Yazılı kağıdındaki ilk soru şöyleydi.
    Soru1=Yolcu arabanın neresinde gider
a-bagajında b-koltukta  c-arabanın üstünde d-altında   
babamın işaretlediği cevap arabanın üstünde (c) şıkkıymış 
    Soru 2=Bir kaza halinde önce kime haber verirsiniz.
a-evimi ararım b-valiyi ararım c-polisi ararım d-kaynanamı ararım 
babamın cevabı kaynanamı ararım yani (d) şıkıymış
     Soru3 = Plakalar arabanın neresine takılır 
a-yolcunun sırtına b-arabanın tekerleklerine c-arabanın ön ve arka tamponuna d-şöförün anlına takılır babamın cevabı şöförün anlına takılır yani (d) şıkkıymış
      Soru 4= Araçlar ne ile çalışır
 a-turşu suyu ile b-benzin-mazotla c- çamaşır suyu ile d-gazoz ile 
babamın cevabı turşu suyu ile imiş yani (a) şıkkıymış 
   Sorular bu şekilde devam ediyordu babam işaretlediği cevaplara çok şaşırmış benim kağıdım bumu diyerek kağıdı almış başlamış incelemeye  kağıdı incelerken kağıdın başındaki dosya no 8 yazısını görünce durumu anlamış meğer babam 18 nolu dosyanın cevaplarını 8 nolu dosyanın cevaplarına işaretlemişti.

UZATMA

Selahattin diye  bir arkadaşımızla  Giresunspor Kartalspor maçına gittik.
İki takım sahaya çıkmıştı. Selahattin ilk gafını yaptı 'kim bunlar?' dedi.Sonra maç başladı goller atıldı.İlk yarının bitiminde 2dk uzatma tabelası kalktı.Selahattin'e maç 2dk uzatıldı  dedim ve ilk yarı bitti.
İkinci yarı başladı.İlk oyuncu değiştirilmesi 70dk oldu.Tabelada 19 sayısını gören Selahattin aynen şu soruyu sordu 'Maç 19 dk daha mı uzatıldı?'
(bu arkadaşın yakından futbolla uzaktan hiçbir alakası yoktur.Benim hatırım için maça gelmişti).
( Kaynak:Cengiz Altay)

 OF OF

Osman amcanın (zurt Osman) hanımı hastadır.Osman amca gecenin geç saatlerinde uykudan uyanır.Sağa döner sola döner hanımının sesinden bir türlü uyuyamaz.Artık dayanamaz hanımına döner ''ka biraz kaydeli bağırsan da uyuyabilsem off off nedir''demiş

BİLET

Fazlı Havalik ablamız (Havva Arol) Ankara'dan köye gelmek için kıneş Hüseyin'e derki ''bana iki kişilik bilet al ama ne olur biraz önlerden olsun''Hüseyin'de hemen gider aşti'deki kimliğiyle 1-2 numarayı alır ve hemen Havalik halasını arar derki ''biletini aldım 1-2 tamammı'' ondan gelen cevap
aynen şöyle EE OĞUUL DAHA ÖNDEN YOKMUYDU
.
(Kaynak:Cengiz Altay)

OYNAMAM

Konaklar mahallesinde Fikret Çoşkun kardeşimiz var. Yaklaşık 50 yaşına kadar Pazar ilçesini o tarafa geçmemişti. Fakat şartlar gereği kışın Ankara'ya gitmeye başladığı ilk yıllarında bir değişiklik olsun diye kendi köylüleri Ankaragücünün bir maçına giderken Fikreti'de götürelim demişler ve sormuşlar ''Fikret maça gelirmisin''?hemen cevap verir: ''GELAAM AMA OYNAMAM''der.
( Kaynak:Cengiz Altay)

KERHANE

   Merhum mecitin Nuriye Terzi yaşlılık maaşı bağlanması için
 o dönem de Rize devlet hastanesinden rapor alması gerekiyor.Bu raporu alabilmesi için merhum Hamza Erol ile Rizeye giderler. Raporu alırken ve diğer evrakları hazırlarken çok uğraşırlar. 
    Bu zaman içinde Hamza amcamızın çok sinirlendiğini hisseden Nuriye halamız kendince düşünür ''ben ne yapsamki Hamza kardeşimi güldürebilsem''der.
    Hemen sorar Hamza kardeş ''RİZEDE KERHANE VARMI''?Bu soruyu duyan  Hamza amca hafif gülümsemeyle'' yok ne olacak ''
Hani olsaydı beni bi götür diyecektim der.
(İkisini de rahmetle anıyoruz)
(gönderen:Cengiz Altay)

Bİ BİRA AL

  
Ezizlerin Avni Altay Samsuna mal almaya giderken bazen Sıtkı kamber,in   
evine uğrar burada kalırmış  yine böyle bir gecede misafir odasında oturan   Avni abimiz yeğeni Kadir'e arada bir '' Kadir ya bi bira alsana diyerek bir kaç kez söyleyince yeğeni Kadir şaşırmış içinden ''yahu bu Avni enişte içki 
içmezde ne oldu acaba diyerek şaşırmıştı. 
     Yinede dayanamamış sormuş Avni amca sen bira içmezdin ne oldu sana böyle demiş? Avni abimiz Kadire biraz kızarak ne birası oğlum ben televizyonu bira al diyorum.
  (yani birinci kanala)

İNEK BOKU

Fatime hala söylediği kelimeleri birbirine karıştırmakla ünlüymüş . 
Bir gün Fatime hala  her gün yapmış olduğu işlerden biri olan ahırı silmek için   buraya inmişti. Ahırı silerken ayağı kaymış eli bokun içine girmişti. Elini yüzünü yıkamak için eve geri dönmüş eli boklu şekilde eve gireken 
küçük   çocuklarından biri bu şekilde Fatime halayı görmüş ''ya anne bu   vaziyetin ne? ne oldu sana diye sormuş Fatime hala cevabı yapıştırmış''
   ELİMİ SOKA BOKTUM''

HAYATİ 
  
Hayati dedemiz Antalyada işlere el koymuş pastahaneyi sabahleyin o açıyormuş.Yan komşusu olan güzel bir bayanla'da muhhabeti iyice ilerletmiş bayan iş yerine geldiğinde yanına oturup günlük olaylarıda tartışıyormuşlar. 
   Yine böyle bir gün pastaneye gelen güzel bir kadın masaya oturmuş çay içiyormuş. Masaya oturan bayan bir sigara çıkarmış yakmış bacak bacak üstünede koyarak güzel bir firikik veriyormuş.
   Hayati dedemizde kadınların sigara içmesine ve bacak bacak üstüne koymasına acaip gıcıkmış yanında bulunan komşu bayana dönerek''Hanim efendi görüyormusun bu karıların hepsi ibnedir ''demiş

DİŞÇİ

   Cevriye  halamızın dişi çok ağırıyormuş oğlu İbrahimle birlikte dişini çektirmek için dişçiye gitmişler, dişçi cevriye teyzeyi dişçi koltuğuna oturtarak ona uyuşturucu bir iğne vurarak biraz beklemeye başlamıştı.
     On beş dakika sonra hastanın yanına giden doktor teyzeciğim ''dişiniz uyuştumu acaba ''diye sormuş Cevriye teyze doktorun söylediğinden bir şey anlamamış dönmüş oğluna''e İbrahimim  uyuştimi acaba demiş.

TEREYAĞI

    Bizim  taraflı bir karı-koca evde oturmuş televizyon izliyorlarmış. Programda Şoray uzun yolda programımış.Şoray, Trabzon'da 180 senedir dededen torununun torununa kalan bir pilav lokantasını tanıtıyormuş. Bu kadar uzun yıllar nasıl işi devam ettiklerini lokanta sahibine sormuş.
'   'Yaptığınız pilavın sırrı ne bize anlatırmısınız'' demiş.Lokanta sahibi anlatmaya başlamış.''Biz pilavı önce 2 saat ılık suda bekletiyoruz.Sonra hakiki tereyağında 15 dk kadar kavuruyoruz'' demiş. Lokanta sahibi dolaptan çıkardığı tereyağını bir tencerenin içine koyarak eritmeye başlamış.Programı izleyen koca hemen karısına dönmüş.''Bak adam doğru söylüyor kullandığı hakiki tereyağı''demiş. Karısı ''nerden anladın tereyağı olduğunu''demiş.Koca çok bilir edasıyla'' kokusu ta buraya kadar geldi'' demiş.

KİKİLİKİ


  Bizim köylü bir anneanne torununa bakıyormuş.Torunu sıkılınca oyun oynamak istemişler .Torunu Ali babanın çiftliğini söylemeye başlamış.Sırasıyla hayvanları saymaya başlamışlar.Bu hayvanların bağırma seslerini taklit etmişler.Sıra horoza gelmiş torun ''anneanne horoz nasıl öter'' demiş ben bilmiyorum.Anneane de hemen çok bilmiş edasıyla kikilikiiiii diye yanıt vermiş.

FOTOĞRAF

       Zurt Osman'a allahtan rahmet  diliyorum. Osman amca amlakit yaylasına gider. Yanlız herkes aşaki yaylada kalır o ise çok kalabalık ve gürültü patırtıdan kaçmak için yukarki yaylaya gider. Bu yaylada yapayanlız yaylacılık yapardı.
       Vartovor gelince yaylaya gelen misafirler genelde yukarı yaylaya gezmeye giderlerdi. Bu gezi esnasında Osman amcayla da mutlaka fotograf çektirirlermiş.  Bu fotograflar çekildikten sonra çeken kim olursa olsun Osman amca hemen şu meşhur sözünü söylermiş''ne zaman alicik?

KAR

Bundan elli yıl önce yaz mevsimi o zamanlar çok sıcak geçermiş. O zamanlar buzdolabı ,serinletici gibi hiç bir alet yokmuş. Bu gününler de koropi Hüseyin amca fırında oturmuş sıcaktan tel tel terliyordu.Hemen yan komşusu ise kışın Boztepe'de kuyulara sakladığı kar kütlelerini şehire getirip satıyormuş. Hüseyin amcada sıcaktan bunalınca komşusundan bir kaç parça  kar   alması için çırağını yan komşuya göndermiş.
     Çırak bir kaç dakika sonra  eli boş geri gelmiş komşusu bedava kar vermemiş. Hiddetli bir şekilde yerinden kalkan Hüseyin amca hemen komşusunun yanına gitmiş'' ulan Şükrü kırk yıllık arkadaşız küçücük bir kar paçasını bana çok mu gördün senin karını s....  demiş

SAAT

Bir düğün öncesi  takı alışverişi için  kuyumcuya gidilşmişti. alışverişte yeni geline ziynet eşyası birde saat almış saati olmayan Fatime halayada bir saat hediye almak istemişler bunu duyan Fatime hala '' bari iki kuruş daha fazla verinde benim alacağım andurda  zilli olsun''demiş

METRO

  Ankara'dayız metro henüz  seferlerine başlamıştı. Her türlü yeniliğe açık olan iki hemşerimiz Fikriye ve Duriye hala biraz acemi olmalarına karşı rahat bir yolculuk yapmak için  metroyu tercih edeceklerdi. Daha önce hiç metroya binmeyen bu iki hemşerimiz metro bileti satan külübeye yaklaşıyorlar fikriye hala bilet satan kişiyi'' e oğul bize iki tane bilet verde Ön sıralardan olsun bide cam kenarı olursa iyi olur demiş''

TANIDUK    
          
  Bu sayfada koropi Hüseyin Altay'la ilgili bir bölüm bulacaksınız. Bölüme başlamadan önce Hüseyin dedenin iki dörtlüğü ile başlamak istiyorum. 
 
Hayat zorlu yokuştur  
Atını hızlı koştur         
Vaktini boş geçirme
Fırsat uçan bir kuştur.

Sakin insafi terketme
Makamı imtihandır bu
Giden gelmez gelen durmaz
İki kapılı bir handır bu.

 Koropi Hüseyin amca fırının önündeki yoldan karşıdan karşıya geçiyormuş.Yanında torunu Ersin varmış çok yavaş yürüdüğü için torunu Ersin''dede biraz hızlı yürüyelim yoksa araba çarpacak der.Hüseyin dede cevap verir''yok oğul bu arabalar beni tanır bana çarpmazlar der.Bu arada arkadan hızlı bir araba gelir yoldan çekilin diye korna çalar. Hüseyin dede hemen tornuna dönerek ''bak oğul beni tanıdı korna çalıyor'' der.
                                 Kaynak:Ersin altay
  
  
 CEP TELEFONU

  Olay ismini vermek istemeyen bir okuyucumuzdan geldi.  Bu arkadaşımız kardeşi  ve çocuklarıyla birlikte köye bir kaç günlüğüne tatile gidiyorlarmış. Yol uzun olduğundan Akçabat'ta molla vermişler.Mola sırasında yemek yemek için bir restoranta gitmişler. Yemek yerken kardeşi ablasına cep telefonundan anneme bir telefon ette, 'bak bakalım alacak birşeyler lazım mı ona göre götürelim 'demiş. Ablası hemen atılmış burası Akçabat şehirler arası olur Rize'den açsak daha ucuz olmaz mı demiş.

 OVAK SEBAHATTİN YILDIZDAN


    Bugünkü olayımız sevgili arkadaşımız ovak Sebahattinden kendisi muhhabetçi ,sevecen gırgır, şamata bir insandır. Sebahattin henüz yedi sekiz yaşlarında babasını kaybetmişti.(a.r.e) 
    Babasını kaybettiği bu günlerde  köye gelen bir ebe bunlarında evine uğramış sedirde muhhabet ediyorlarmış söz sözü açmış babasının öldüğünü bilmeyen ebe Sebahattine sormuş''Baban nerede Sebahattin'' Sebahattinde ezilmiş büzülmüş bir türlü öldü diyememişte babam dün stop etti demiş
.

      

 EZO GELİN ÇORBA

 
      Rahmetli dedem Ahmet kamber bundan kırk yıl önce Cihan Lokantasının sahibiydi. 
      O zamanlar işler kalabalıkmış. Sabah erken iş yerini açan dedem bir anda lokantanın müşterilerle dolduğunu görünce şaşırmıştı. Yemek  tezgahının  başına geçmiş garsonun söylediği çorbaları dolduruyormuş.
       Garson devamlı içi bol paça siparişi alıyormuş. Hemen hemen her çorba paça çorbası, hemde içi bolmuş.
       Dedem tabi devamlı içi bol çorba istenince bayağı kızmış.  Son olarak garson bir de ezo gelin çorba ver demiş. Dedem öfkeli öfkeli salona doğru bağırmış'' gelini bol mu olsun''?
         
KREDİ KARTI

    Kredi kart kullanımına yeni başlamıştık.Babam yeni olaylara hiç açık değildir.Müşteri hesap ödemesine kartla yapacağı zaman ya beni çağırır yada post cihazı bozuktu derdi.
   Yine dükkanın kalabalık oluduğu bir gün hesap alıyordu. Müşterinin hesabı yedi milyon beşyüz liraydı.  Müşteriden nakit para bekliyen babam müşterinin cebinden kredi kartını çıkarıp uzatmasından sonra sinirlendi. Kızgınlıkla bu kartı ben bozamam bu kartın bozuğu yokmu dedi
.

PİRİNÇ

    Mecitin Nuriye halanın kocası uzun zaman önce ölmüştü. Nuriye hala her bayramda mezar üstüne gider, şeker ,pirinç götürür mezarın üzerine serperdi.  
     Yine bir bayram günü mezar başına giden Nuriye hala duasını eder, yanlızlığından, kimsesizliğinden yakınır. Ondan sonrada  elindeki pirinçleri mezar üstüne serper.Sonra e Nazimum sana pirinç getirdim ister çorbasını yap iç ister pilavını yap yer der
.
 
   
ARABA RUHSATI

  
  İzmirdeyiz. kordon boyunda son model bir arabanın içinde Dindar  amca eve doğru yol alıyor. 
   Biraz ilerde trafik yolu kesmiş arabayı yavaşlatıp trafik polislerinin yanına doğru yaklaşmış. Polis arabanın yanına yaklaşmış nazikçe; lütfen ehliyet ruhsat demiş
     Dindar abimiz arabanın üst gözünden ruhsatı cebindende ehliyeti trafik polisine  uzatmış, trafik polisi ruhsat ve ehliyeti almış iyice bir incelemişti. Biraz sonra şöföre lütfen arabadan inermisiniz demiş, Dindar amca neden deyip karşı çıkmış lütfen demiş polis siz bu arabayı kullanamasınız çünkü bu arabanın ruhsatı yabancı bir bayana ait türk olarak bu arabayı kullanamazsınız.
   Öfkeli bir şekilde arabadan inen Dindar amcanın ağzından çıkan ilk kelime şuymuş bak polis kardeş ben bu arabayıda kullanırım bu arabanın sahibinide kullanırım.

 SİZİNDE BÖYLE FIKRA GİBİ OLAYLARINIZ VARSA EMAİLİME YAZABİLİRSİNİZ. DEĞELENDİRİP BURAYA AKTARABİLİRİZ.EMAİL KAVRUNLU_İBİLİ @HOTMAİL.COM

rahmetli osman turan taklidi CAKUTLU

kavrun yaylası-www.kavrun.tr.gg CAKUTLU