KAÇGEL
www.kavrun.tr.gg

BEL ALTI FIKRALARI YENİ

 
Bir aksam tiyatrodan cikmis iki erkek arkadas yolda yururlerken Onlerinde iyi giyinmis, sik ve alimli bir hanimin yurudugunu
farkederler. Erkeklerden birisi digerine dInerek, "Bu hanimla bir gece gecirmeye 500 dolar veririm" der. Bu sozleri isiten genc hanim
basini cevirir ve "Teklifinizi kabul ediyorum" der. Teklifi yapan erkekle hanim beraberce genc ve cekici kadinin evine gidip hemen
yatagin yolunu bulurlar. Ertesi sabah apartmani terkederken, adam kadina 250 dolar verir. Hanim pazarlik bakiyesi parayi ister ve
"250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim" der. Adam guler, "Bunu nasil ve hangi esaslara gore yapacaginizi gormek isterdim"
deyip apartmani terkeder. Ertesi gun mahkemeden gelen celp pusulasi adami sasirtmis. Hemen avukatina gidip olayi detaylariyla
anlatmis. Avukat, "Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar
alinabilecegini sanmiyorum. Ancak davanin nasil sunulup savunulacagini dogrusu pek merak ediyorum" diye mutalaa vermis. Dava baslamis ve on sorusturmadan sonra hanimin avukati mahkemeye dava
konusunu asagidaki sekilde arzetmis:
"Muhterem hakim beyefendi, muvekkilem, bu hanimefendi, itina ile
yetistirilip cimlerle ortulu bahce niteliginde bir gayrimenkule sahip
bulunmaktadir. Bu arazi parcasini belli bir sure icin davali beyefendiye
500 dolar karsiliginda kiralamistir. Davali gayrimenkulu kira
amacina uygun olarak kullanmis ve kira muddeti sonunda tahliye ederken
kira bedelinin yarisi olan 250 dolari odememistir. Kira tutari
yuksek bir bedel degildir, kaldi ki kiralanan yer ozel ve yasal bir
bolgedir. Dilegimiz adaletin yerine gelmesi ve davalinin muvekkileme
anlasmanin bakiyesi olan meblagi odemesidir."
Davalinin avukati bu beklenmedik savunma karsisinda sasirmis fakat bir avukat olarak isin enteresanligindan haz duymus ve hemen
daha once hazirladigi savunmasini kenara koyarak davayi soyle savunmus:
"Muhterem hakim beyefendi, muvekkilim bu genc beyefendinin, bu genc
hanimdan sahibi oldugu gayrimenkulu bir sure icin kiraladigi
dogrudur ve muvekkilim bu anlasmadan son derece memnun kalmistir. Bununla beraber muvekkilim arazide bir kuyu bulmus ve
kuyuyu orgu taslariyla donatmis, kuyuya boru indirmis ve pompa
yerlestirmistir. Butun bu ugraslarin iscilik masraflarini muvekkilim
ustlenmistir. Inancimiza gore butun bu arazi gelistirme calismalari
odenmeyen meblagi karsilayacagindan aleyhimize acilan davanin
dusmesini talep ediyoruz."
Genc hanimin avukati tekrar soz almis:
"Muhterem hakim bey, muvekkilem, davalinin beyan ettigi gibi arazi
uzerinde bir kuyu bulundugunu ve gerekli gelismeleri yaptigini
kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydi davali
muhtemelen bu araziyi kiralamayacakti. Ayrica arazi tahliye edildiginde davali soz konusu ettigi taslari, boruyu ve pompayi sokerek beraberinde goturmustur. Bu bakimdan davamizda israr ediyor ve vereceginiz kararin adalete uygun olmasini diliyoruz."
--------------
Temelle fadimenin 8 çocuğu varmış.Hepsi birbirinden salakmı.Temelle fadime bu yüzden artık çocuk yapamaktan vaz geçmiş.ve doktoro gitmiş doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermiş ve nasıl kullanıldını anlatmış.ardan epey bi zaman geçmiş prezervatifler bitmiş.temel kara kara düşünmeye başlamış fadime temelin yanına gelerek
- ''üzülme temel ben sana dantelden örerim''demiş.
Aradan 9 ay geçmiş temelle fadimenin 1 çocuğu daha olmuş 9-10 yıl sonra bakmışlar çocuk çok akıllı diğerlerine benzemiyoo...
Temel kahvede otururken bir gün sormuşlar''senin 9 çpcuğun var 8 çok salak iyide bu sonuncusu nasıl bu kadar akıllı''
Temel:
- SÜZME O,SÜZME
-------------------
Orta yaşın üstünde bir italyan,genç ve güzel bir hanıma aşık olmuş. Kadın da bu aşka aşkla karşılık vermiş. Birbirlerini çok sevmişler ve evlenmişler.
Kocası eşini hep mutlu etmek endişesi taşıyormuş. ancak yatakta mutlu edemediğini görüp karısına problemini açmış. "ne yapalım?papaza soralım..." kararını almışlar. olayı papaza açmışlar. papaz derhal bir tavsiyede bulunmuş: "genç bir kişi sizin üzerinizden bir havlu ile, havluyu sağa sola sallayarak esinti yapsın! "havluyu sallayacak genci bulmuşlar genç adam onlar sevişirken havluyu sallamış, sallamış. ancak sevgililer yine mutlu olamamışlar.
Tekrar papaza gitmişler: "ne yapalım" demişler. papaz bir süre düşünmüş kocaya: "birde havluyu sen salla öyle deneyin" demiş. iki sevgili evlerine dönmüşler ve papazın tavsiyesine uymuşlar, havluyu koca sallamış, kocanın yerine genç adam geçmiş...
tabii sonuç müthiş olmuş ,yer gök inlemiş ve koca, karısını memnuniyetini ve mutluluğunu görerek,genç adama dönmüş... birazda küçümseyici bir tavirla
"gördün mü koçum...havlu böyle sallanır..."

--------------------------------------------------
Hasan Dayi, trenle köyüne dönüyordu. Kondüktör, biletine baktiktan sonra :
- Burasi birinci mevki, dedi. Sen üçüncüye gideceksin.
Gitti, baska bir kompartimana oturdu. Kondüktör oraya da geldi ve :
- Burasi ikinci mevki, sen üçüncüye gideceksin.
Hasan Dayi biraz yürüyüp yatakli vagona girdi. Tesadüfen yeni evli bir çiftin
bulundugu kompartimanin kapisini açti ve sordu :
- Affedersin hemserim, bu kaçinci?

--------------------------
Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin gögüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayıp harem ağasına açılmış..
- ''Bana sultanın memelerini koklat.. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin'' demiş..
Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe.. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı, büyücü karışımı bir kadın varmış.. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyecegi korsaya iyice sürmüş.. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Memeleri yanğın yeri gibi yanmaya başlamış..
Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar.. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek.. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha;
- ''Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili Kraliçemizi ancak o kurtarır, eğer izin verirseniz'' demiş..
Padişah çaresiz çağırmış Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş... Ne var ki söz verdigi halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış..
- ''Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider bunu göze alamazsın, Hadi bakalım, çek arabanı''.. demiş.
harem ağasına.. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş.....
---------------------------------
Saf karı koca çocukları olmadığı için hocaya gitmişler. Hoca büyü için hanımla ilişki kurmam gerek demiş. Hafifçe ilişkide çocuk memur olur, biraz ilerletirsem avukat olur, tam ilişkide doktor olur demiş. Çok şaşıran ama çaresiz kalan karı koca düşünmüş taşınmış, çocugumuz olsunda memur olsa da olur demişler. Hoca kadını içeri almış. Soyunmasını söylemiş. Hoca kadının çok güzel olduğunu görünce kendini kaptırmış. Kadın hocanın işi adam akıllı götürmeye çalıştığını görünce telaşla 'Aman hoca efendi biz memur istiyorduk' demiş. Kendinden geçen hoca gürlemiş: 'Oynama çocuğun istikbaliyle! ..

----------------------------------
Yaşlı adamın birisi ıssız bir dağ yolunda yolculuğa çıkar.yolda otostop yapan şık bir hatunu arabasına alınca gençlik yıllarını hatırlayıp yavaştan bacaklarını okşamaya başlar ters bir tepki almayınca cesaretlenip memelere kadar gelince kadın adama ne yaptığını sorunca ihtiyar radyoda istasyon arıyorum der bu cevap üzerine kadın elini ihtiyarın aletinde şöyle bir gezdirip
-boşuna uğraşma bu antenle bu radyo çekmez der

---------------------------------------
Geceleri çalisiyordu. Karisinin kendisini aldattigindan kuskulaniyor, kuskular
beynini kemiriyordu. Günlerce düsündükten sonra bir yöntem buldu :
Evden çikarken, karyolanin altina ilik süt koydu. Karyolaya da uzun bir çubuk
takti. Bir kisiyatinca, somyanin yaylari çubugun süte degmesine yol açacak
kadar esnemiyordu. Iki kisi yatarsa, çubuk süte degecek, kaymak tabakasi
zedelenecekti.
Sabahi zor etti. Eve geldiginde ilk isi süte bakmak oldu.
Sütün üzerinde yarim parmak kalinliginda yag tabakasi olusmustu!..

 Fena Gelin [#8701]

 
 
Bir gelin ve kaynana sürekli kavga ediyorlarmış. Kaynanası ile her gün kavga etmekten bıkan gelin en sonunda ağzını açmış ve söylenmeye başlamış:
- Kadın! Kadın! Sen ne diyorsun¿ Ne demek "ne getirdin bu eve¿"
Üzerini çıkartıp göğüslerini göstererek:
- İki tane kristal avize.
Göbeğini göstererek:
- Bir tane bünyan halı.
Donunu çıkartarak:
- Renkli bir televizyon getirdim. Peki senin oğlun ne getirdi¿ 'Kırık bir anten'. O da benim sayemde düzeliyor!


--------------------------------------
Her gün düzenli olarak edilen kavgaların birinde dayanamayan adam:
Sen öldüğünde mezar taşına ne yazdıracağım biliyormusun ; "İşte burda benim karım yatıyor,Her zaman ki gib soğuk".
"Yaaa??" der kadın
"bende seninkine şöyle yazacağım; İşte burada kocam yatıyor nihayet sertleşti."

 Aldattın mı? [#7207]

 
Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.
Sam birden eşine bir soru sordu:
- "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"
- "O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek
istemezsin herhalde" dedi.
"İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."
- "Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım"
diye cevap verdi eşi.
Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. "İlki" diye anlatmaya başladı eşi
"hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve
geldi; hiçbir sey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern
aletlerle kliniğini açabildin..."
- "Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili
karıciğim" dedi Sam. "Peki ikincisi?"
- "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyatı
olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an
ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatinı yaptı. Sen
hayata döndün" dedi eşi.
- "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha
feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?"
- "Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak
istemiştin de 369 oy eksikti...(!)

 100 Öpücük [#33218]

Yurt dışında yaşayan adam karısına bir mail gönderiyor:
Sevgili karıcığım, bu ay maaşımdan sana para gönderemiyorum, onun yerine 100 öpücük gönderiyorum. Sen benim bir tanemsin.
Kocan Allen
Karısı da ona cevap veriyor,
Sevgili aşkım, Gönderdiğin 100 öpücük için teşekkür ederim. Masraflar şöyle;
1- Sütçü bir aylık süt için 2 öpücüğü kabul etti,
2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlaşmaya razı oldu,
3- Evsahibi kira için hergün 2-3 defa uğruyor,
4- Bakkal sadece öpücüğe razı olmadı, ona ilave başka şeyler de verdim,
5- Diğer masraflar toplam 40 öpücük... Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu ayı çıkarabilirim. Gelecek ay için de aynı yönde mi plan yapmalıyım? Lütfen bilgi ver.
Sevgili karın Josephine

 Akıllı Makina [#10437]

 
Adamın biri arkadaşıyla yemek yerken "Kolumun ağrısından ölüyorum" diye dert yandı.Arkadaşı da "Ilerde köşedeki marketin önüne yeni bir bilgisayarli cihaz koydular.Üç dolara bir jeton alıyorsun , yanında getirdiğin idrar örnegini açılan kapaktan içeri veriyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri ögreniyorsun"demiş.
Adam hemen idrarını bilgisayara vermiş.10 saniye sonra yazılı olarak cevap gelmiş: "Kolunuzda bir cins eklem agrisi olan Teniselbo oluşmuş. Sıcak tutun, ağır işlerden kaçının, iki haftada düzelecek" Adam, muzurca bu akıllı cihazi nasıl aldatalabileceğini düşünmüş.Bir miktar çesme suyuna köpeginden alınmış bir kılı koymuş, üstüne karısının ve kızının idrar örneklerini eklemiş. cihaza
atmış. 10 saniye sonra yazılı yanıt gelmiş:
1. Çesme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazi almayı düşünün.
2. Köpeğinizde kene var.Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın.
3. Kızınız kokain bağımlısı.Bir psikiyatri kliniğine yatırın.
4. Karınız hamile. İkizler sizden degil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

 Sadece Yağmur Yağdığında [#34275]

Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve cagiriyor, ikisi yatakta zevk dolu saatler gecirirken birden kapi caliyor bi de bakiyolar KOCASI EVE ERKEN GELMIIIIIS!!!... Kadin panik icinde: "Allahim bu nerden cikti simdi!!!Cabuk al topla kiyafetlerini, camdan atla kaybol!!" Adam pencereden asagi bir bakiyor:

-"Hayir atlayamam deli misin nasil yagmur yagiyor gormuyor musun!!!" Kadin deli gibi kosturuyor:

- "Kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de öldürür atlamak zorundasin hadi cabuk cabuk!!!!"

- Boylece adam caresiz,kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor.. ayaga kalkip bir de etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina dalmis....bozuntuya vermeden yariscilarla kosmaya baslamis.....tabi cirilciplak ve pantolonu gomlegi elinde kosan bitek kendisi oldugu icin dikkat cekiyor ...

-Kosuculardan biri soruyor kendisine: "Siz hep ciplak mi kosarsiniz?"

- "Ah evet evet...rüzgarin ciplak tenime degmesi kadar guzel bi duygu yok"

-"Ama ciplak kosarken de hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?" "Yaaa öyle...kosu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye"

- "Gercekten cok ilginc....peki kosarken hep prezervatif de takar misiniz?"

- "Aaa..seyy.. sadece yagmur yagdigi zaman

 ------------------------------------

90 yasinda iki kisi bir suredir cikiyorlarmis ve yasli adam bir sure sonra sevgilisine bu gece seviselim mi diye sormus.

Kadin evet diyince o gece birlikte olmuslar. Yatakta yanyana yatarlarken adam kendi kendine:

- "Tanrim, eger bakire oldugunu bilseydim yatakta ona daha nazik davranirdim" diye aklindan gecirmis.

Kadinin aklindansa sunlar geciyormus:

- "Bu yasli bunagin gercekten becerebilecegini bilseydim kulotlu corabimi cikartirdim."  

--------------------------
Bir kadının bir süreliğine iş seyahati için ingiltereye gitmesi gerekmektedir. Kadının kocası eşini havaalanına kadar götürür. Karısı:

- "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltereden ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanıtlar:
- "Bir ingiliz kızı istiyorum hayatım.." Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar.

2 hafta sonra adam karısını tekrar hava alanından almaya gider ve sorar:

- "Hayatım gezin nasıldı?"
- "Teşekkür ederim hayatım, çok güzeldi."
- "Peki hediyem nerde?" Kadın:
- "Ne hediyesi?" diyince adam gülümseyerek:
- "Hani bir ingiliz kız istemiştim ya.."
- "Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım,

şimdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için..."

Motoru Sıcak Tutacaksın [#23534]

80'lik ihtiyar 20 yaşındaki kıza aşık olur ve evlenirler.
Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik memnun mesut devam ederken bir yıl sonra ihtiyar adam karısını doğum yapmak üzere hastaneye getirir.
Herkes şaşkınlık içindedir. Derken hemşire gelip adamı tebrik eder:
" Bu mükemmel birşey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız ?
"Eee" der ihtiyar,
"Motoru sıcak tutacaksın kızım!"
Ertesi yıl 80'lik ihtiyarın 20'lik karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı hastaneye gelirler. Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde,
"Tebrik ederim, bu olağanüstü birşey!"
deyince ihtiyar kıs kıs güler: "sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!"
Bir sonraki yıl, ihtiyarın karısı yine hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara:
"Vay be ne erkekmişsin!" der.
ihtiyar, "Motoru sıcak tutacaksın" diye cevap verince hemşire atılır:
"Eh artık yağı degiştirsen iyi olacak. Bu defaki zenci!"

BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ
 

 

Sarışın yanında küçük köpeği hamama gider. Hamamcıya köpeğini emanet ederek hamama girer.
Az sonra hamamcı köpeğin huysuzlandığını ismini de bilmediği için sakinleştiremediğini söylemeye içeri gelir .Sarışın köpeğinin isminin böylesi olduğunu söyler ve yıkanmaya devam ederken, hamamcı bir hışımla içeri gelerek böylesinin kaçtığını söyler.
Sarışın bir telaşe ile hamamdan fırlar duvarda bulunan boş çerçeveyi önüne tutarak köpeğini aramaya başlar. Yolda gördüğü birine "böylesi ni gördünmü?" diye sorduğunda,
adam "Billahi her türlüsünü gördüm ama çerçevelisini ilk defa görüyorum" der.


KIZILDERELİ İSİMLERİ
Kızılderili reisi Oturan Boğa küçük oğlu ile birlikte akşam gün batımında ufka doğru bakıyorlardı.

Birden küçük kızılderilinin aklına bir soru takıldı:

- "Babacığım neden bizim isimlerimiz de beyaz adamınki gibi kısa ve sade değil?" Oturan Boğa cevap verdi:

- "Bak oğlum. Biz kızılderililer olarak isimlerimizin hep bir anlamı vardır. Çocuklarımız doğduğunda tabiatta gerçekleşen ilginç olayları çocuklarımıza isim olarak veririz."

"Mesela ablan doğduğunda gökyüzünde kızıl bir şimşek çaktı ve ablana Kızıl Şimşek ismini verdik.Abin doğduğunda çok yağmur yağıyordu ona da Yağan Yağmur ismini verdik"

"Anladın mı şimdi beni Yırtık Prezervatif ?"

ASKERDEN MEKTUP
Anadolu terbiyesi almis genç bir köy delikanlisi yasi kemale erince sevdigi kiz ile dügün dernek evlendirilir. Ancak gerdek gecesinin bir kaç hafta sonrasi delikanliyi askere alirlar.

Henüz dogru düzgün dizdize oturamadigi karisindan, o yasina kadar sürekli onu yönlendiren anne ve babasindan ayrilmak üzmüştür delikanliyi. Ama daha da önemlisi karisinin hamile kalip kalmadigini çok merak etmektedir. Düsünür tasinir bunu mektupla karisina sormaya karar verir.

Mektuba şöyle yazar:

Yürü mektubum yürü
Yardan haber al da gel
Bir iken iki olduk
Üç olduk mu sor da gel

Mektubu gönderir ve merakla yanit beklemeye başlar. Bir süre sonra karisindan mektup gelir. Yine naif bir dille yazilmistir:

Mektubun iyi mektup
Böyle mektup yine yaz
Tarlan ürün vermedi
İzinli gel yine kaz...

GÜNAH ÇIKARMA
Bir Avrupa kasabasinda halk cok hizliymis. Herkes habire esini aldatiyormus. Ancak dini inanislari geregi her seferinde de Kilise'ye gidip gunahcikariyormis. Kilisenin rahibinin canina tak etmis.

Nasil etmesin ki, her gelen ayni seyi anlatiyor "Rahip efendi dun gece falanla yattim." Bakmis rahip bu is boyle gitmeyecek. Gelenlere "Bundan boyle yattim lafini kullanmayin, ayip oluyor, onun yerine "dustum" deyin, ben anlarim geregini de yaparim" demis. Boylelikle laf yayilmis, artik gunah cikarmaya giden herkes "yattim" yerine "dustum" demeye baslamis.

Derken rahip baska kiliseye tayin edilmis, yerine de genc bir rahip atanmis. Genc rahip de hergun gunah cikariyor dogal olarak. Tabii eski rahibin "dusme" sifresinden haberi yok. Gelen herkes de "dun gece dustum" diyor. Genc rahip buna bir cozum bulunmasi gerektigini dusunerek dogru Belediye Baskani'na gitmis.

Demis ki "Baskan bey su kasabanin yollarini yaptirsaniz artik." Baskan sasirmis "Hayrola ne oldu?" diye sormus. Rahip "Ne olacagi var mi?" demis "Her gunah cikarmaya gelen dustugunu anlatiyor." Belediye Baskani sifreyi bildigi icin gulmeye baslamis; bunun uzerine rahip kizmis ve "Gulmeyin oyle, bu hafta icinde kariniz bile uc kere dusmus"

Şartlarım bunlar

Adamin biri cok lüks bir restorana girmiş.... yemegini ismarlamiş gelmesini beklerken bi bakmiş yan masada sarişin, iri goguslu uzun bacakli bi fistik......
 Bir sure agzi 5 kariş acik vaziyette baktiktan sonra dayanamamiş garsonu cagirmiş:
 "Yan masadaki şu nefis yaratigi goruyo musun..... ona en pahali şarabinizdan ismarlamak istiyorum"
 Boylece garson restorandaki en pahali şaraptan 1 şişeyi bizim fistiga goturmuş.... kadin bi şişeye bakmiş bi adama bakmiş ve cantasindan bi kagit cikarip bişiler yazmiş, adama goturmesi icin garsona vermiş....
Garson kagidi adama vermiş adam bi bakmiş ki şoyle yaziyor:
 "Bayim, eger garajinizda son model bir BMW, banka hesabinizda 10 milyon ve bacaklarinizin arasinda da 20 cm.lik bişeyiniz varsa gonderdiginiz şişeyi zevkle kabul ederim....."
 Adam bunlari okuduktan sonra bi an durmuş, o da bi kagit cikarip bişiler karalamiş ve garsona vermiş "bayana gotur bunu" demiş...... garson notu goturmuş sarişin afet kagidi acmiş ve aynen şoyle yaziyor:
 "Sadece bilmeni istedim benim garajimda bir Ferrari Testarosa, bir BMW 850iL ve bir de Mercedes 560SEL var, banka hesabimda ise tam 30 milyon dolar......... ama senin gibi muhteşem bi kadin icin bile 3 cm. kestirmeye hic niyetim yok onun icin ŞİŞEYİ GERİ GÖNDER...."

  


 ÇİM BİÇME MAKİNASI
Supermarkete bir eleman aranmaktadır. Elemanın süper tezgahtarlık bilgisine sahip olması on koşuldan biridir. Bunun için her gelen adaya bir de uygulama yaptırılarak performansına bakılmaktadır. Bir gün içeri bir aday daha girer ve işe talip olduğunu söyler. Bunun üzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sınamak için,
- "Evlat şimdi beni iyi izle" der. İlk gelen müsteri "Bir paket çim tohumu istiyorum" der. Bunun üzerine tezgahtar yeşil, sarı, uzun, kısa, çabukbüyüyen, kalın, ince bir sürü çesit çim tohumunu ballandıra ballandır anlatır ve adam sonunda "Bana yeşil ve ince olanından bir paket lütfen" der ve tam parayı ödeyip çikacak bizim kurt tezgahtar,
- "Beyefendi bir dakika. Size bir de çim biçme makinesi verelim" diyerek söze girer ve onlarca çesit çim biçme makinesini avantajlarını, ödeme kolaylıklarını, bir daha böyle bir fırsat bulamayacağını adama gene ballandıra ballandıra anlatır ve sonunda adam çim biçme makinesini de alarak mağazadan ayrılır. Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni görelim" der ve evlat tezgaha geçer.
Yeni gelen bay müşteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman bayağı ateşli bir şekilde orkid çesitlerini, renklerini, kalınlıklarını vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hiçte aşağı kalmayacak biçimde anlatır. Müşteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir düzine kadar alır. Parayı ödeyip çikacakken bizim aday,
- "Beyefendi size bir de çim biçme makinesi satalım" der. Adam,
- "Hoppalaaa, niye ki?" diye sorunca bizimki,
- "Beyefendi hafta sonu bi iş yapamiyacaksiniz, bari çimleri biçin !"

 

 ZİL
Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor:
- Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun…

- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.

- Ben sana bir şey sormak istiyorum…

- Söyle…

- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, ‘Eh evlenecekler işte’ diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.

- Hıııım… Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım…

- Dinliyorum.

- Diyelim ki Şubat’ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana bir bisiklet alıyorlar ve ‘Haziran’da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin’ diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye ‘nişanlılık dönemi’ deniyor.

- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var mı?

- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba ziliyle oynayabiliyorsun!..

Bebek [#4532]

Bir zamanlar İngiliz hükümeti çocuğu olmayan ailelerin bu sorununu
çozmek için "Cici Baba" servisi kurmuş.Cici Baba evliliklerinin ilk
beş yılında çocuk sahibi olamayanlara yardım eden bir devlet memuru.
Smith ailesi de boyle bir servis için başvuruda bulunur , heyecanla
"CiciBaba" yi beklerken kapı calınır, ancak gelen kişi cici baba adayı değil,kapı kapı dolaşan bir bebek fotoğrafcısıdır. Konuşma şöyle gelişir:
Ms Smith: Günaydın
SATICI : Günaydın efendim ben şey için gelmiştim
Ms Smith: Açıklamanıza gerek yok kocam herşeyi anlattı. Buyrun
içeri girin
SATICI : Öylemi? Bebek işinde üstüme yoktur, özellikle ikizlerde.
Ms Smith: Kocamda öyle söyledi buyrun oturun.
SATICI : O zaman kocanız belki de size . .. . . . . . . . . . . . .
. . .
Ms Smith: Aa evet, ikimizde en iyi sonucun böyle alınacağını
düşünüyoruz.
SATICI : Öyleyse hemen başlayalım.
Ms Smith: (KIZARARAK) şey nerede başlamalı?
SATICI : Her şeyi bana bırakın. Ben genellikle iki kez banyo
küvetinde,
bir kez kanapede ve belki bir kaç kez yatakta denerim. Bazen oturma
odasının halısınde iyi oluyor
Ms Smith: Banyo ! ! Oturma odasının halısı! ! ! Neden bizim
beceremediğimiz anlaşılıyor.
SATICI : Şey hanımefendi , hiç kimse ilk seferinde iyi bir sonuç
garanti edemez ama altı yedi kere denersek bir tanesi mutlaka şahane
olacaktır.
Ms Smith: Afedersiniz ama biraz fazla olmuyor musunuz?
SATICI : Kesinlikle değil benim işimde insanlar aceleci
olmamalıdır.
Ms Smith: Başarılı oluyor musunuz bari?
SATICI : (Çantasını açarak bebek fotoğrafları gösterir)Şu bebeklere
bakın bunlar benim işlerim. Bakın bu dört saat sürdü.
Ms Smith: Evet çok güzel bir bebek
SATICI : Fakat gerçekten güç bir iş. Görmek istiyorsanız şuna
bakın, ister
inanın ister inanmayın bu Londra'nın ortasında , otobüsün üzerinde
oldu.
Ms Smith: TANRIM ! ! ! ! ! ! !
SATICI : Bunlar da şehrin en şirin ikizleri.Anneleri ile çalışmanın
ne zor olduğunu bilseniz ikizlerin şirinliğine daha cok şaşırırsınız.
Ms Smith: Öyle mi ?
SATICI : Sormayın. Şununda işi doğru yapabilmek için onu Hyde
Park'a göturdüm. Herkes çevremizi sardı. Peş peşe dört beş tam boy ve iş bitti.
Ms Smith: Dört beş tam boy ! ! ! ! !
SATICI : Evet üstelik üç saatten fazla sürdü. Sonunda bir kaç kişi
kalabalığı tuttu . Karanlık olmadan önce yeniden denemeliydik ancak
serçeler aletimin uzerine konup gagalamaya başladılar bu yüzden işi
bırakmak zorunda kaldık.
Ms Smith: Yani gerçekten serçeler şeyinizi aaa-aletinizi ısırdıler
mı?
SATICI : Evet böyle şeyler oluyor tabi. Ben tekniğimi geliştirmek
için tam üç yıl harcadım. Mesela şu bebek. Bu neticeye ancak büyük bir mağazanın ön vitrininde ulaşabilirsiniz.
Ms Smith: Bu kadar da olmaz!
SATICI : Hanfendi hazırsak ayaği alıp geleyim.
Ms Smith: Ayak mı ? ? ? ? ! ! ! ! !
SATICI : Aa evet , ağır olduğu için sürekli elde taşımak zor oluyor
bunun için ayak kullanıyorum.
- Hanımefendi . . . . . Hanımefendi . . . . .
Hayallah neden bayıldı şimdi bu. . .

Bıkık
Yaşlı amca artık eşine yanaşamaz duruma gelince kendisini üroloji doktoruna muayene ettirmeye karar vermiş.
Ürolog
" amca nedir derdin?Anlat bakalım.
demiş.
Yaşlı amca
"ah oğul evvelden bu meret çok iyi çalışırdı son zamanlarda artık iş görmez oldu!Şuna bir bakıver bakalım bu meret çıkık mı kırık mı nedir?"
- Doktor, peki amca çıkart bakalım donunu
demiş.
Amca çıkartmış.
Doktor uzaktan şöyle bir bakmış bakmış,
"amca bu ne çıkık ne kırık, bu bıkık bıkık "
demiş...

VASİYETİM
 Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki:
- Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum.Avukatı da:
- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya...
-Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok.bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.Sadece iki dileğim olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar.Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der.Avukat:
- Evet efendim anladım, der ve "İkinci dileğiniz ne" diye sorar.Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına:
- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim.Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan.Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der.Avukatın gözleri açılır ve:
- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler. Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir.Karısı bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler.En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır.
Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını söyler.Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve:
- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz.Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para
kazanmış oluruz ne dersin? diye sorar.Genç kadın biraz düşündükten sonra:
- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der.Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder.Doğru yaşlı milyonerin yanına gider ve:
- Efendim, eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay.
- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der.Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat 10'da evine gideceğini
söyler.Eşi de:
- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar.Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider.10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar.Evde hiç kıpırtı yok.
- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli değil diye düşünür.Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya basmaya.Evden hala ses yok.Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt.Gene çıt yok.Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar.Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!! Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir:
- Sevgilim sen bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil.Kadın fikrini değiştirdi.Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.

 

 

Bir araya geldiler!

 
Sekiz kez evlenmiş kadın günün birinde ölür..
Yaşamı boyunca sekiz kez evlenmiş harika bir kadındı. Cenazesi kaldırılırken yakın dostlarından birisi,
- Evet nihayet biraraya geldiler.
Diger kadın şaşkınlıkla yüzüne baktı ve,
-Bir araya mı? Hangisiyle?
- Ben kocalarını kastetmiyorum. Bacaklarından söz ediyorum.

Dinamit 
 Yeni damat dügün gecesinin ertesi sabahi kalkar ve gögsünü yumruklayarak gururla bagirir:
- Doksan kilo dinamit bu, dinamit.
Genç kadin, kocasini süzerek:
- Doksan kilo dinamit ama, sadece bes santim fitille.


 PASTA

 Adam son derece sevdigi ve saydigi karisinin 60. yas gününde önemli
konuklarini da davet ettigi parti için bir pasta ismarlamis. Karadenizli pastaci
sormus :
- Üzerine ne yazmami istersiniz?
Adama bir an düsünüp :
- "Yillarla yoruldun ama, inan daha mükemmelsin", yazilsin...
- Peki efendim pastanin üzerine nasil yerlestirelim bu yaziyi?
- Iki satir halinde olsun, üstte "Yillarla yoruldun ama", altta "Inan daha
mükemmelsin" seklinde olabilir...
Parti günü tüm davetlilerin önüne kivilcimlar saçan maytaplarla pasta gelmis.
Üzerinde aynen sunlar yaziyormus :
" Üstte yillarla yoruldun ama Altta inan daha mükemmelsin "

Heykel

 
Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve girdiğini duyar.
- Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran. Adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe pudrası serper.
- Sakın kımıldama ve heykelmissin gibi davran!
- Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası kapıdan girer girmez.
- O mu? Sadece bir heykel. Smithler yatak odaları için bir tane almışlardı. O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım. Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz hatta yatağa girene kadar.
Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfağa gider, bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile geri döner.
- Al bakalım, bir şeyler ye der. Ben 3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemişti.

Benim Karım Değmez

 

 
Viagra kullanımının yasak olduğu Mısır'da bir mısırlı pazarda gezerken yanına bir yabancı kaçakçı yaklaşmış.
- Beyefendi demiş, Viagra almak istemez misiniz. Sadece 100 Mısır lirası!
- Değmez...
- 50 Mısır lirasına ne dersiniz?
- Değmez...
- Peki ya 20?
- Hayır değmez...
- Peki ya 10 Mısır Lirası?
- Değmez...
- Bakın, bu hapların her bir tanesi 10 Mısır Lirasına maloluyor. Nasıl olur da "Değmez" dersiniz !
- Yo yo, Haplara değer. Ama karım buna değmez..

Terzi
 
Terzi ölmüş, karısı haliyle dul kalmış. Onun bunun dedikodusundan, çapkın erkeklerin bakışından tak etmiş kadıncağızın canına ve evlenmeye karar vermiş. Bir demirci ustasının evlenme teklifini kabul etmiş ve evlenmişler. İlk gece demirci pazusunu şişirerek kadına dönmüş;
-Senin terzinde böyle pazu var mıydı
Kadın;
-Yoktu!
Demirci, öne doğru hafifçe kasılarak ve göğüs kaslarını şişirerek kadına yine sormuş;
- Senin terzinde böyle göğüs kasları var mıydı?
Kadın;
-Yoktu!
Demirci baldırlarını şişirerek bir daha sormuş;
- Senin terzinde böyle güçlü bacak kasları var mıydı?
Kadıncağız;
-Yoktu
Bu şekildeki güç gösterileri devam edip gidince kadın artık daha fazla dayanamayıp açmış ağzını, yummuş gözünü;
- Bana bak! Benim terzide böyle şeyler yoktu, ama şimdi o burada senin yerinde olsaydı, bu sürede hem beni becerirdi, hem seni becerirdi, üstüne de bir takım da elbise dikerdi!'

50 Dolar
 
Vietnam savaşının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu:
- Sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.
Kısa süre sonra eşinden şöyle bir cevap geldi:
- Sevgilim, sakın onlara 50 dolardan fazla para verme, ben burada ancak o kadar alabiliyorum.

Fena Gelin
 
 
Bir gelin ve kaynana sürekli kavga ediyorlarmış. Kaynanası ile her gün kavga etmekten bıkan gelin en sonunda ağzını açmış ve söylenmeye başlamış:
- Kadın! Kadın! Sen ne diyorsun¿ Ne demek "ne getirdin bu eve¿"
Üzerini çıkartıp göğüslerini göstererek:
- İki tane kristal avize.
Göbeğini göstererek:
- Bir tane bünyan halı.
Donunu çıkartarak:
- Renkli bir televizyon getirdim. Peki senin oğlun ne getirdi¿ 'Kırık bir anten'. O da benim sayemde düzeliyor!


Şifre
 
Bir bayan eleman yeni bir erkek müşterinin bilgisayarlarının ayarlarını yapmasına yardım ediyormuş. Sırası gelince, adama internet şifresi olarak hangi kelimeyi kullanmak istediğini sormuş. Kadını utandırmak isteyen adam "Penis!" demiş. Kadın kılını bile kıpırdatmadan dönmüş, şifreyi girmiş ve bilgisayar cevap vermiş:
- Şifre reddedildi.
- Çok Kısa
.
Emzik

Adam arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu... Bir ara bir otomatik makinanın başına geldi ve makinadan şu seslerin geldiğini duydu ;
 - Pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !..........
 Merak edip sordu bu makinanin ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini... Arkadaşı cevapladı :
- Bu makina biberon emziği yapıyor... Pisst sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını, pat seside ucuna açılan deliğin sesini belirtir...
 Geziye devam edip baska bir makinanin başına geldiler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamalari farklıydı ;
- Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !.....
 Adam yine meraklanıp sordu ;
- Peki bu ne makinası?
- Bu bir prezervatif makinasıdır...
 - Ama neden 4 Pisst'tan sonra 1 PAT sesi geliyor...
 Arkadaşı yanıtladı ;
- Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan... Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu...
- Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil...
 Arkadaşı cevap verdi :
- Öyle ama... O zaman da emzik işi fazla para getirmiyor...

Cin

 
 
Kapı vurulur ve bir erkek kapıyı açar.
Kadın:
- İyi günler az önce camınız kırıldı ve bunu yapan benim çocuğum, lütfen özrümü kabul edin ne kadar masrafı varsa ödemek istiyorum der.
Adam:
- Hiç sorun değil çocuğunuz camı kırdı ve içeri giren top değerli bir vazoya çarptı ve o da kırıldı.
Kadın daha fazla üzülür ve içeri girdiğinde gerçekten bir vazoyu kırılmış görür.
- Çok üzgünüm bununda masrafını ödemek istiyorum der.
Adam:
- Hiç önemli değil aslında çok büyük bir iyilik yaptınız bana!
Kadın merakla:
- Ama camınız ve değerli bir vazonuz kırıldı nasıl olur_!
Adam:
- Hanımefendi ben bir cinim ve 100 yıldır o Vazoda hapis kalmıştım, çocuğunuz sayesinde özgürlüğüme kavuştum, dileyin benden ne dilerseniz!
Kadın sevinçle:
- Ayy ne desem güzel bir malikhane istiyorum hem de Paris'te.
Adam bir kısa telefon konuşması yapar ve:
- Tamam hanımefendi isteğiniz oldu, dilediğiniz zaman gidebilirsiniz yeni evinize peki ya ikinci dileğiniz?
- Çok lüks kıyafetler istiyorum!
Adam kısa bir telefon konuşması yapar ve:
- Armani, versace ve dkny'de kıyafetleriniz hazır alabilirsiniz ya üçüncü isteginiz?
Kadın:
- En değerli mücevherleri istiyorum!
Adam bir telefon konuşması daha yapar ve sonrası:
- Okey bvlgari ve tiffany'den dilediğiniz mücevherleri alabilirsiniz.
Kadın havalara uçmustur ve adam:
- Yalnız bende bir şey rica etsem sakıncası olur mu?
Kadın merakla:
- Nedir?
Adam:
- Biliyorsunuz 100 yıldır bu vazodayım. Kaç zamandır bir kadın yüzü görmedim acaba bir gece benimle olur musunuz?
Kadın biraz düşündükten sonra:
- Neden olmasın?
Sabaha kadar birlikte olurlar... Sabah uyandıklarında adam:
- Güzel hanımfendi acaba kaç yaşınnda?
Kadın:
- 32.
Adam da:
- Vay a**** koyam bu yaşta hala cinlere inanıyormusunuz

Zampara
 
Fazlası ile zampara olan bir adam tövbekâr olmak istemiş. Ne
yapayım ne edeyim derken "40 gün 40 gece bir mağaraya kapanıp dua etmesi" söylenmiş.
Eleman mağaraya kapanıp. 1 gün 2 gün 3 4 5 derken 39 gün olmuş.
39. gün dışarıda bir yağmur bir yağmur, ortalığı sel götürüyor.
Bir bakmış ki mağaranın kapısında yağmur iliklerine kadar islemiş bir
bayan. Güzel mi güzel. Bayan hemen içeriye girmiş. Eleman, bayanın üstünü
kurutmak için ateş yakmış. Fakat bayana hiç yaklaşmamış.
Bayan üzerindekilerini kurutmak için çıkartınca,
"kendisinin korktugunu ve adamın kendisine sarılmasını"
istemiş. Adam sarılırken tövbesini bozmak istemiyor, fakat bayan
cilvelenince tövbe diye birşey kalmıyor ve iş bitiyor.
Sevişmenin ardından kadın kahkahalar ile gülmeye başlayınca
merakla sormuş.
- Neden gülüyorsun
Kadın :
- Ben şeytanım. Senin tövbeni bozmak için geldim ve başardım
Bu sefer adam kahkahalarla gülmeye başlamış ve bu sefer şeytan sormuş :
- Niye gülüyorsun?
Adam :
- Bu dünyada becermediğim bir şeytan kalmıştı. Onu da becerdim
ya, boşver gerisini....

 


kavrun yaylası-www.kavrun.tr.gg CAKUTLU